Yazıklar olsun sana Haşim Kılıç!

0
11

Güya hukukçu olan ve AYM başkanlığı yapan Haşim Kılıç da sözde Recep Tayyip Erdoğan, özde Türkiye düşmanlığı yapanların kervanına katıldı.

Yaptığı açıklamalar “Bre ahlaksız, kör ve sağır adam! En başta oy ve seçmen hırsızlığı olmak üzere onlarca usulsüzlük, hile, hırsızlık ve hukuksuzluktan bir tanesini de mi görmedin?” dedirtti.

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı seçimini iptal etmesiyle ilgili olarak, “YSK görevini ihmal etmekle kalmamış milyonlarca insanın seçme hakkını kullanılmaz duruma sokmuştur” dedi.

Eski AYM Başkanı Haşim Kılıç: YSK, milyonlarca insanın seçme hakkını kullanılmaz duruma soktu

© T24 Eski AYM Başkanı Haşim Kılıç: YSK, milyonlarca insanın seçme hakkını kullanılmaz duruma soktu
Karar yazarı Elif Çakır, “YSK kararı için Haşim Kılıç ne diyor?” başlığıyla yayımlanan yazısında eski Anayasa Mahkemesi Haşim Kılıç’ın değerlendirmelerine yer verdi. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaptığı “367” hatırlatmasına değinerek, “AYM’nin on bir üyesi arasında  ‘367’ garabetine karşı çıkan, bunun hukuksuz olduğunu söyleyen sadece iki  isim oldu: Sacit Adalı ve AYM Başkanvekili Haşim Kılıç” diyen Karar yazarı Çakır, Kılıç’ın o dönemki şu sözlerini aktardı: “Mahkemenin kendi istekleri doğrultusunda karar verememesi halinde ülkenin bir iç çatışmaya sürükleneceği biçimindeki ifadeler, yargıcın vicdani kanaatinin oluşmasını doğrudan hedef alan bir eylem biçimidir. Ne yazık ki karar öncesi kimi kişi, kurum ve mercilerin mahkemeyi etkilemeye dönük söylem ve davranışlarını onaylamak mümkün değildir. Çatışma çıkacağı tehdidi ya da ülkeyi koruma adına yapılan açıklamalar oluşacak karara dönüktür. Hukuku korumaya yönelik bu düşünceler sadece tarihe not düşmek adına yazılmıştır.”  (7 Mayıs 2007) 

Gül’ün 367 kararını gündeme getirmesi üzerine Haşim Kılıç’ı arayarak yaptığı röportajı aktaran Çakır’ın köşesinin ilgili bölümü şöyle: 

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YSK’nın iptal kararını 367 kararına benzetti. İki karar arasında benzerlikler var mı?  

“Sayın Gül’ün Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında TBMM’nin ilk turdaki karar yetersayısı olan 367 milletvekilinin oyunu alması kuralının, Meclisin toplanması için de bu miktarda yetersayı aranması gerektiği yolundaki düşünceden kaynaklanan bir sorundu. AYM bu düşünceye katılarak Mecliste yapılmış olan Cumhurbaşkanlığı seçim turlarını iptal etti. AYM yaptığı bu yorumla Anayasa’nın 102. Maddesini adeta değiştirdi. Dayanılan 102. Madde amacından saptırıldı. Daha sonra hem Anayasa’nın ilgili maddeleri değiştirildi hem de arkasından erken seçime gidilerek Cumhurbaşkanlığı sorunu çözüldü. Kısaca olay bu.  

Yargı organlarının tarafsız ve bağımsızlığı siyasi içerikli davalarda daha bir önem kazanır. Yargının yüzyıla yaklaşan geçmişinde baktığı siyasal içerikli davalarda sicilinin hiç de iyi olmadığı açıkça görülür. Yakın tarihten örnek vermek gerekirse, AK Parti kapatma davası dahil olmak üzere siyasi parti kapatma davaları, başörtüsü yasağı kararları, 367 kararı, Sayın Tayyip Erdoğan’ın okuduğu bir şiirden dolayı siyaset dışı kalmasını sağlayan karar, Balyoz, Ergenekon davaları ve nihayet YSK  kararının toplum hafızasında izleri kolay kolay silinmeyecek davalardan olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.  

Siyasal içerikli bu davaların ‘ortak paydası’ yargının bağımsız ve tarafsızlığını koruyamamış olmasıdır.” 

Peki siz YSK’nın iptal kararını nasıl değerlendirdiniz? 

“YSK İstanbul seçimini iptal etmekle Anayasa’nın 79. Maddesinin kendisine verdiği “hakemlik” görevini yerine getirmemiştir. Verdiği kararın gerekçesi kamu vicdanını sükûnete kavuşturmamıştır. YSK’nın il ve ilçe seçim kurulları hakkında suç duyurusunda bulunması esasen YSK’nın kendisinin suçluluğun ikrarından başka bir şey değildir. Çünkü seçimin sağlığından sorumlu YSK’dır.  

YSK görevini ihmal etmekle kalmamış milyonlarca insanın seçme hakkını kullanılmaz duruma sokmuştur. Karardan çıkan sonuç: 

Birincisi yargı organlarının tarafsızlık ve bağımsızlık sorununun ağırlaşarak devam ettiğini göstermektedir.  

İkincisi ise çok ciddi bir ‘seçim güvenliği’ sorununun ortaya çıktığını göstermiştir. Gelecekte yapılacak seçimlerin güvenliği ile ilgili endişe ve kaygılara ivme kazandırmıştır.” 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here