Prens Bin Selman Arap dünyası için büyük felakettir

0
24

Tunus Ticaret ve Sanayiciler Birliği Onursal Başkanı Kochlaf, ülkesinde büyük tepkilerle karşılanan Suudi Prensini sert bir dille eleştirirken “Prens hem dengesiz, hem de korkak. İslam’ın izzetini, Arap halklarının şerefini koruyacak bir kültür ve şuura sahip değil. Bir güç zehirlenmesi yaşıyor. O hem Kaşıkçı’nın hem de Yemenli çocukların katili” dedi.

Mehmet Koçak

Köşe yazarımız Mehmet Koçak, yine çok konuşulacak bir röportaja imza attı… Koçak, Tunus’taki siyasi, ekonomik ve iktisadi gelişmeler, ABD’nin Orta Doğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirme politikaları ile Suudi Arabistan’da Velilaht Prens Muhammed bin Selman’ın Cemal Kaşıkçı cinayetindeki rolü gibi konularda Tunus Ticaret ve Sanayiciler Birliği Onursal Başkanı Muhammed Kochlaf’i soru yağmuruna tuttu.

-Tunus Ticaret ve Sanayiciler Birliği Onursal Başkanı Muhammed Kochlaf

Hem dengesiz hem katil

Kaşıkçı cinayeti için talimat vermekle itham edilen bin Selman, cinayetten bu yana ilk yurtdışı ziyaretini Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Tunus’a gerçekleştiriyor.

Tunus ziyareti, siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri ve basın mensupları tarafından protesto edilmesinin asıl sebebi, Kaşıkçı cinayeti mi, izlediği politikalara bir tepki mi?

Kochlaf: O, hem dengesiz hem de güç karşısında ürkek ve korkak. Sahip olduğu makamın hakkını verecek güçte ve tecrübede değil. ABD öncülüğündeki küresel emperyalizme teslim olmuş ve onların yönlendirdiği bir piyondur.

İslam’ın izzetini, Arap halklarının şerefini koruyacak bir kültür ve şuura sahip değil. Bir güç zehirlenmesi yaşıyor. Parayla her şeyi yapabileceğini sanıyor ve seviyesiz ve karanlık ilişkiler içinde milli serveti har vurup harman savuruyor. ABD öncülüğündeki emperyalist güç odakları böyle bir piyonu bulmuş kaybetmek istemiyor.

Tunus’taki protestoların bu kadar büyük olmasının sebebi hem izlediği yanlış politikalar hem de Kaşıkçı cinayetinin baş sorumlusu olarak gördüğü içindir.

Kısacası; Tunuslular, haysiyet ve şerefi yerlerde sürünen “Katil bin Selman”ı istemiyor.

ABD Başkanı Trump, Prense neden sahip çıkıyor?

Kochlaf: Batılı emperyalistler ve onların yöneticileri hiçbir zaman ilkelere ve değerlere göre hareket etmezler. Onlar, her zaman çıkarlarına göre hareket ederler. Trump bunu her fırsatta zaten dile getiriyor. Suriye’de Türkiye ve bölge ülkelerine karşı tüm terör örgütleriyle ilişkiler kurmakta ve bunu gizlememektedir.

Dünya; bin Selman’ın Kaşıkçı cinayetinin emrini verdiğini konuşurken, hatta CIA bunu kabul ederken o hâlâ ilişkilerimiz devam edecek diyerek prensi koruyor. Çünkü; ABD, tarihinde ilk defa böyle bir şansı yakalamış ve emrinde hareket ederek milli serveti ayakları altına süren bir piyonu kaybetmek istemiyor.

Ayrıca Orta Doğu’yu yeniden kendi çıkarları ve İsrail’in güvenliği temelinde şekillendirmeye çalıştığı bir dönemde bin Selman gibi kuklalara ihtiyacı var.

Prens, Yemen’de katledilen binlerce çocuk ve sivilin de katili

Muhammed Kochlaf açıklamalarının devamında Prens bin Selman’ın suçlu olduğunu ve uluslararası bir mahkemede yargılanması gerektiğini ifade ederek şu görüşlere yer verdi:

O sadece gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın katili değil, aynı zamanda verdiği emirle başlattığı Yemen savaşında katledilen binlerce masum sivil ve binlerce çocuğun da katilidir. İnsan Hakları İzleme Örgütü, G20 Zirvesi’ne katılmak üzere Arjantin’e gitmesi beklenen Veliaht Prens Selman hakkında suç duyurusu yaptı. Prens’in Kaşıkçı cinayeti ve Yemen’e operasyonlar nedeniyle tutuklanması istendi.

Birçok ülke onun hakkında suç duyurusunda bulundu ve de bulunuyor. Dünyada artık o, bir katil ve ABD Başkanı Trump’ın uşağı olarak tanınıyor.

İtibarsız, onursuz ve haysiyetini kaybetmiş bu kişiden Suudi Arabistan halkı ve yönetimi kurtulmalıdır. Kral Selman ya oğlunu ya da devletini feda edecek, başka yolu yok.

Diktatörü kovduk kalıntılarıyla uğraşıyoruz

Sohbetimizin son bölümünde Kochlaf’a “Halk devrimi sonrası Tunus’ta durum nedir?” diye sordum. Muhammed Kochlaf gülerek “İstediğimiz şekilde ilerleyemiyoruz. Çünkü dış güçler müdahale ediyor. Bir yanda Batılı emperyalist güçler, diğer yanda onların uşaklığını yapan Suudi ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) paralar akıtarak içimizden kiraladıkları siyasilerle bizi kontrole almaya çalışıyorlar.

Kimilerine göre ‘Arap Baharı’, kimilerine göre ‘Yasemin devrimi’ olarak adlandırılan diktatör Zeyn’el Abidin bin Ali ülkeyi terk etmek zorunda kaldığı halk isyanı Tunus halkına göre ‘Zalim diktatörlerden kurtuluş devrimi’ olarak kabul ediyoruz. Biz Tunus halkı olarak, diktatörü ülkemizden kaçmaya mecbur ettik, şimdi onun döneminde devlet kurumlarında yuvalanan kadrolarla uğraşıyoruz. Zor bir süreç ancak mücadelemiz hukuk ve siyasi platformda devam ediyor. Başaracağımıza inanıyoruz.

Akit

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here