Kur’an Ve Sünnet Düşmanlığına Asla Geçit Yok!

0
23

Şimdiye kadar Allah Düşmanları konuştu, ben de dinledim. Artık ben konuşacağım, onlar dinleyecekler. Dinlememeye izin yok. İltimas da yok.

Dünya’da ne kadar Allah Düşmanı varsa, onların peşlerine düşen, daha da ileri giderek o kafirleri bile geride bırakan bir düşmanlığa artık son vermek zorundalar.

Başka yolları yok. Seçim hakları da.

Servet, şöhret ve şehvet üçgenine hapsolmuş bu adamlar, ya o zinciri kırıp o lağım çukurundan çıkacaklar, ya da yaptıkları ihanetin sonuçlarına katlanacaklar…

Dedik ya, başka yolları yok!..

Güçleri, servet ve şöhretlerinin büyüklüğü hiç mi hiç önemli değil.

Arkalarındaki hiçbir gücün önemi yok. Ağırlığı yok. Caydırıcılığı hiç yok. Çünkü ben onların peşinde koştuklarını ayaklarımın altına aldım Allah Teâlâ’nın izniyle!..

Kimlerden mi bahsediyorum? Bu ümmetin içerisinde yaşayıp, ekmeğini yeyip, bu vatanın havasını teneffüs edip sonra da kafirlerin kılıçlarını sallayan herkesten. “İman ettim” dedikten sonra kafirlik ve münafıklık yapanlardan.

İNKARCILARDAN KORKMUYORUM!

Korku mu dediniz?

Evet var! Benim de korkularım ve korktuklarım var. Lakin bu korku, Allah Düşmanlarının hesabını gereği gibi soramadığım için mahşer günü Allah Teâlâ tarafından hesaba çekilmekten korkuyorum. Yapmamam gerekirken yaptıklarımın hesabından korkuyorum. Yapmam gerekirken yapmadıklarımın hesabından korkuyorum. Cehennemin atşinden korkuyorum. Beni yoktan var eden Allah Teâlâ’nın rızasını kaybetmekten korkuyorum.

Ancak bu korkularım ihanete kalkışanlara karşı daha bir güç ve kuvvet kaynağı oluyor. Bu korkularım beni zinde ve diri tutuyor. Bu korkularım hiçbir mahluktan korkmama kaynağı oluyor.

Çünkü Allah’dan korkan başka hiçbir şeyden korkmaz.

BÜTÜN SÖZLERİ BİRER ZEHİRDİR

Ne Kur’an, ne de Sünnet hakkında konuştukları doğru! Hepisi kendilerine menfaat karşılığı dikta edilmiş birer zehirdir. Bütün zehirlerini bala, yani doğrulara bulayıp servis etmeleri kimseyi aldatmasın. Bu çirkinlikleri ile başkalarını kandırabilir, onları doğru yoldan koparabilirler, ama beni asla. Çünkü her an Allah’ın rızasını dileyerek yola çıkıyorum.

Bir yalan sözü söyleyebilmek için dokuz tane doğru söz söylemeleri onlara karşı olan kızgınlığımı dizginleyemez. Aksine artırır. Çünkü batılı hakim kılmak için hakkı batıla peşkeş çekmeleri onur ve haysiyetime dokunuyor. Hak ile savaşmalarını ve insanları aptal yerine koymalarını hazmedemiyorum.

Onlara sorarsanız ben yanlış yapıyorum. Mert olmalarını istemenin, Allah Düşmanlığı yapmalarına karşı olmanın, o adı bizden olan Yahudi-Hıristiyan Uşakları’na düşman olmanın neresi yanlış? Bu benim tabii hakkım değil mi? Kitap ve Sünnet Düşmanlığı yapmaktan vazgeçtikleri an onların hizmetkarı olmaya, ama düşmanlığa devam etmeleri halinde de kafalarını ezmeye hazırım.

Onların benim Allah’ım, Peygamber’im, Kitab’ım, Din’im ve insanlarıma düşman olma hakları var da, benim onlara niye düşman olma hakkım olmasın? Olacak! Hem de en şedit bir düşmanlığım olacak. Bu düşmanlığım onların düşmanlıktan vazgeçip tevbe etmelerine kadar devam edecektir inşaallah!

BİR TEK DOĞRU SÖZLERİ YOK!

Arkalarında devletler, baronlar, istihbarat örgütleri, suç örgütleri olan bu adamların söyledikleri hiçbir doğru sözleri yok. Sadece patronları ne emrederse, para ve çeşitli destek verenler ne isterlerse, onu yapıyorlar.

Söylediklerinin doğru olup olmadığına bakmayıp sazanlıktan başka bir iş yapmıyorlar. Sırf kendilerini ve bugünlerini kurtarmak için her türlü ihanet ve cinayeti işlemekten vazgeçmiyorlar.

ONLARI DÜELLOYA DAVET EDİYORUM

Bütün inkarcıları düelloya davet ediyorum.

Önce onların:

  • Kime ve neye hizmet ettiklerini,
  • Neye ve kime ihanet ettiklerini,
  • Fikirlerinin kimlere ait olduğunu,
  • Kimlerden nemalandıklarını,
  • Kimlerden ne şekilde emir aldıklarını,
  • Kimlerden hangi desteği aldıklarını,
  • Allah Düşmanları ile olan bağlantılarını,
  • Patronlarını,
  • CIA ve öteki istihbarat örgütleri ile olan bağlantılarını konuşalım önce.

Sonra onların:

  • Allah, Peygamber, kitap, din ve Müslümanlara olan düşmanlık, nefret, hınç, intikam, ihanet ve iftiralarını,
  • Kur’an ayetlerini nasıl tahrif ve inkar ettiklerini,
  • Hadisleri nasıl inkar ettiklerini,
  • İnkarda başarılı olmak için hadis uydurduklarını,
  • Peygamberlik müessesesini gözden düşürmek için yaptıklarını,
  • Peygambersiz, kitapsiz ve sünnetsiz bir din için yaptıkları zulümleri,
  • Ve herşeyi açık açık konuşalım.

Karşılarında kimsenin olmadığı kameralar ve kapalı kapılar arkasındaki stüdyolarda esip gürlemeleri birer cesaret örneği değildir. Eğer cesaretleri varsa buyursunlar. Ben buradayım.

YA SUSARLAR YA DA HESAP VERMEK ZORUNDA KALIRLAR

Bunların yeni patronlarının CIA olduğunu çok iyi biliyoruz. Bütün emirleri de maddi ve manevi nemaları da CIA’den aldıklarını da biliyoruz. Kendileri isterlerse üç mamunu oynamaya devam etsinler. Bir şey ifade etmez.

Eğer bu millet için birşeyler yaptıklarını zannediyorlarsa, sadece kendilerini avutuyorlar deriz. Zaten bir kez küfrün kayığına binenlere ne inme izni verilir, ne de onlar elde ettikleri servet, şöhret ve şehvetlerinden vazgeçerler.

Niye mi CIA ve ötekilerin elinden kurtulamazlar? Küfür bir mafyadır. Bulaşan ömür boyu o mafyaya çalışmak zorundadır.

Herşeye rağmen biz, alim yerine konulan bu şahısların iç ve dış düşmanların pohpohlamaları ile kendilerini –haşa- peygamber, daha da ileri giderek Allah yerine koymaya kalkmalarını asla ve asla kabul etmiyoruz. Buna kalkışanları biliyor ve düşman ilan ediyoruz. Bunlar benim babam, kardeşim, yakınım olsa bile bu tutumumuz değişmez. Değişmeyecektir de.

ONLARI ÇOK İYİ TANIYORUM

Onları çok iyi tanıdığımı sanıyorum.

Çünkü:

  • Onların fikirlerinin kaynaklarını,
  • Arkalarındaki gücü,
  • Onları kullanan devletleri,
  • Emir aldıkları istihbarat teşkilatlarını,
  • Son etapta en büyük patronlarının CIA olduğunu,
  • Kimden, hangi devletten, hangi casus teşkilatından yemlendiklerini,
  • Kimlerin maddî ve manevi destekte bulunduklarını,
  • Kısacası inkarcıların tamamının Müslümanlara değil, kafirlere çalıştıkların çok iyi biliyorum.

YA SUSACAK YA DA DEFOLUP GİDECEKLER

Onlara söyleyecek son sözümüz, ya susun, ya da defolup gidin. Çünkü her tavır, her söz ve eyleminiz İslam Dini’ni ortadan kaldırma, Müslümanları dinsizleştirme, düşmanlık, ihanet, iftira, kin, nefret, intikam ve aşağılama kokuyor. Bunlara kim razı olabilir?

Kimse kusura bakmasın. Hiçbir kimseyi dinleyecek ve yaptıklarına rıza gösterecek durumda değilim. Davam herşeyden önce gelir. Allah’ın dini benim tek davamdır. Bu davam uğruna herşeyden geçerim.

Kur’an ve Hadis Düşmanlarına bir saniye olsun katlanamıyorum. Gördüklerim, duyduklarım, yaşadıklarım ve hissettiklerimi artık taşıyamıyorum. Bildiklerimi, duyduklarımı, yaşadıklarımı ve hissettiklerimi kaldırıp sırtımdan da atamam. Bu en büyük ihanet olur. İhanetlerin ihaneti. Tek yapabileceğim şey hainlere, dinsizlere ve Allah Düşmanları’na karşı savaşmaktır.

Bu dava yükümü ne atma lüksüm var, ne de Kur’an ve Hadis Düşmanlarına tahammül etme lüksüm var.

Uzun sözün kısası, onlar ya susacaklar ve insan gibi yaşama yolunu seçecekler ya da bu topraklardan çekip maşalığını yaptıkları efendilerine gidecekler.

İşte bu benim son sözüm.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here