Hukukçu, mütefekkir ve samimi bir dava adamı Hasan et-Turabi

0
30

Sudan İslami Hareketin Lideri Prof. Dr. Turabi’yi vefatının sene-i devriyesinde rahmetle anıyoruz…

İyi bir hukukçu, mütefekkir ve samimi bir dava adamıydı

 Mehmet Koçak 

Onu kitaplarından ve Avrupa basınında aleyhinde yapılan yorumlardan tanırdım. 1987’de Sudanlı aile dostum Muhammed el Mekki ile ilk defa gittiğim Sudan’ın başkenti Hartum’da bizi evinde kabul etmiş ve uzun bir sohbet nasip olmuştu. O tarihten sonra Sudan’ın tarihi, siyasi, sosyal ve kültür yapıyı, ayrıca işgal dönemleri, bağımsızlık sonrası başlayan iktidar mücadelesi içinde darbeler ve ‘İslami devrim’ evrelerini kapsayan gelişmeleri araştırdım.

Sudan İslam Hareketi (İhvân’ül-Müslimîn)’in ve İslam referanslı ‘İnkaz (Diriliş) Devrimi’nin manevi lideri Dr. Hasan Abdullah et-Turabi’nin engin tecrübe ve birikiminden de istifade etmek için o tarihten sonra Hartum’a her gittiğimde kendisini ziyaret ederek siyasi gelişmeler ile İslam dünyasında yaşanan olayların yorumlarını ondan dinlerdim.

İslami hareketin gelişimi, siyasi tecrübe ve ülke yönetimine katkıları ile ‘İnkaz (Diriliş) Devrimi’ne giden yolun safhalarını hep ondan dinledim. Sohbetlerinde meramını ifade ederken kurduğu cümleler ile akıcı konuşmasıyla kendini dinleten etkili bir hatipti. Sohbetlerinde en zor günlerinde bile asla ümitsizliğe kapılmaz sürekli geleceği ve geleceğin aydınlığından bahsederdi. O içinde bulunulan zor şartları değil geleceği konuşurdu. Yorumları, eserleri ve konferansları ile özel sohbetlerinin derinliği yaşadığı devrin İslamcı entelektüeller ve siyaset bilimcilerinin çok ilerisindeydi.

“Önce nefsimizle hesaplaşma”

Ona göre toplumun ıslahına yönelen kişi önce kendinden başlamalı. Etrafındakilere “İlk olarak bu dünyadaki varoluş gayemiz düşünülmeli ve bilinmeli. Yaratana ve onun yarattıklarına karşı sorumluluklarınızı ve vazifelerimizi ne derece yerine getirip getiremediğimizi vicdani bir muhasebeye tabi tutmalı ve kendimizle yani nefsimizle hesaplaşmalıyız. Bu nefis terbiyesi yapılmadan gelecek adına inandığımız değerler üzerinden ideal bir toplumu oluşturma hedefimiz olan o İslam kültür medeniyeti tasavvurumuzu gerçekleştirmemiz mümkün olamaz. Kısacası, dini, ahlaki, iktisadi hayat ve hiyerarşik bir düzenin varlığını temel esas alan o medeniyetin inşa kadrosu eğitim, terbiye ve ahlak bakımından örnek şahsiyetlerden oluşmalıdır. Aksi halde topluma karşı inandırıcı olamazlar” şeklinde sürekli uyarırdı.

Bana göre o İslami bilimler, dünya tarihi ve siyasete yönelik önemli bilgi birikimine sahip uyarıcı bir mütefekkirdi. İdealindeki o İslami nizamı gerçekleştirme yolunda hem direnişçi hem de inkılapçı yani bir devrimciydi.

Bu nedenle verdiği fetvalar ve sıra dışı iddialarıyla her zaman tartışılan ve konuşulan bir İslamcı bilim öncüsüydü.

Demokrasi İslam’dan sapma değil, toplumların ıslahı için irşad, şura, istişare ve meşverete imkan tanıyan ve İslam’a giden yollardan biri olduğunu düşünenlerdendi. Fikirleriyle karşı duruşunu cesaretle sürdürdü ve kendisinin desteğiyle iktidar gücünü elinde tutan Ömer El Beşir ve ekibi dönem dönem tutuklandı hatta hapse attı ve dışlandı.

İslam dünyasına yol gösterdi

İslam dünyasında yol gösterici oldu. ‘Sudan İslami Hareketi’nin geçirdiği aşamaları ve eserlerinde savunduğu fikirler incelendiğinde et-Turabi, İslam toplumlarının düşünce ve algıları ile eylem alanlarında yeniden formatlanmaya ve yenilenme ihtiyaç olduğu konusunda ısrarlı olduğu görülür. Nitekim bu yenilenmeye öncülük edenlerden birisi de kendisi oldu.

Örnek bir model oluşturdu

Hasan et-Turabi’nin Sudan’da mücadelesini verdiği model, bölgedeki diğer İslami hareketler üzerinde de kuvvetli etki yarattı. Özellikle, mağrip ülkelerinizi de içine alan Ortadoğu’daki benzer İslamcı akımlar için Sudan İslam hareketi örnek model olmuştu. Son asrın en önemli siyasi ve dini figürlerinden biri olarak fikirleri ve eserleri ile mücadelesi bir dönemin idolü olarak ilham kaynağı oldu.

Hasan et-Turabi, sufi bir ailede yetişmiş, küçük yaşlarda Kur’an-ı Kerim’i ezberlediği gibi dini bilgileri ve İslam ahlakı terbiyesini de ailesinden almıştı.

Turabi, siyasi ve hukuk alanındaki çalışmaları ile yazdığı eserlerini yazdığı ‘Kur’an tefsiri’ ile taçlandırdı. Bazı yorumlarından dolayı, özellikle Selefi, Şii ve Vahabi çevrelerce çok fazla hırpalandı ve itibarsızlaştırılmak istendi. Ancak o, İslam dünyasındaki entelektüel birikime sahip kesimlerin takdirini kazanmış bir bilim adamıydı. Her şeyden önce kendisini çok iyi yetiştirmiş birçok iyi bir entelektüel olarak İslam alemine zengin bir miras bıraktı.

Hasan et- Turabi’nin Türkçe’ye çevrilmiş kitapları:

-İslam, Dünyanın Geleceği/ Birey Yayınları

-Dini Şiarlar/ Mana Yayınları

-Namaz, Fert ve Toplum Hayatındaki Etkileri/ Risale Yayınları

-Özeleştiri ve Yenilenme Sorumluluğu/ Ekin Yayınları

-İslami Düşüncenin İhyası/ Ekin Yayınları

Hukuk masterini Londra’da, doktorasını ise Paris’te tamamladı.

Fikirlerini kafasında hapseden değildi, herkesin istifadesine görüşlerini sunmayı kendine gaye edinmişti.

O, sadece İslam dünyasını değil, aynı zamanda Batı’yı da çok iyi biliyordu. İyi derecede Fransızca ve İngilizce bildiği için Avrupalılara konferanslarında kendi dilleriyle seslenirdi. Hartum’da hukuk tahsilinden sonra Londra’da Paris’te Sorbon Üniversitesinde doktorasını tamamlamıştı. Hartum Üniversitesi’nde hukuk fakültesi dekanlığı yapmıştı. Sadece hukuk değil aynı zamanda hukukun kanunlaşması yani anayasa hazırlayan bir hukuk profesörü unvanına sahipti.

Sudan İslami Hareketi kurulduğu günden vefatına kadar uzun soluklu fikri, siyasi, irşad ve tebliğ mücadelesini ara vermeden sürdürmüş bir ideolog bir fikir ve aksiyon adamıdır.

Dinamik siyasi mücadele sahasında ise inişler çıkışlar yaşamıştır.

Farklı iktidarlarla işbirliğini kendi manevi liderliğinde gerçekleşen 1989 İnkaz (Diriliş) Devrimi sonrasında ise önemli görevler üstlenerek idealindeki nizamı gerçekleştirmek için çok yönlü bir çalışma başlatmıştı. Ancak, (1999-2016) tarihleri arası Sudan İslami Hareketin El Beşir’in tavrı nedeniyle düşüş ve gerileme devresini yaşamıştır. Bu düşüş ve gerileme ‘Turabi Devrimi’nin de hazin sonu oldu.

“İleride yazarsın” demişti

Kendisini son ziyaretimde uzun süren sohbetimizde Et-Turabi, “ileride yazarsın gerçekler bilinsin” diyerek yaşanan üzücü gelişmeleri şu şekilde sıralıyordu:

1989-1999 tarihleri arasına yayılan 10 yıllık zaman zarfı içerisinde İslamlaşma yolunda tebliğ ve irşad faaliyetlerimiz sayesinde yeni ve pırıl pırıl kadrolar yetiştirmemiz nasip oldu.

Yenilenme projesi kapsamında çok önemli çalışmalar gerçekleştirdik ve deneyim ve tecrübeye sahip olmaları için bu kadroları devlet kademelerinde görevlendirdik.

Bu dürüst ve samimi kadrolar sayesinde devlet kurumlarındaki yolsuzlukları ciddi oranda önlenmiş ve ülke kalkınmasında yeni projelerle ciddi mesafeler alınmış oldu.

Bu olumlu gelişmeler sayesinde ülke ve Sudan İslam Devrimi önemli kazanımlar elde edilmiştir. Ancak, Ömer el Beşir, bu kadroların varlığından rahatsız oldu. Bir gün bu kadroların kendisini devirmeye kalkacağı evhamına kapıldı. Ömer el-Beşir diktatörlüğe meyletti. Meclisi feshetmek suretiyle ikinci darbesini yaptı. Sudan’ı ileriye taşıyacak kadroları dağıttı. 1999 sonrası El Beşir, ihvan hareketini kadrolarının büyük bir kesimi iktidar nimetlerinden yararlandırarak kendi yanına çekmeye başladı. Diğer yandan; faklı siyasi görüşlerle bu kadroları birleştirip bir karma kadrodan oluşan bir yapıya yöneldi.

Böylece özden uzaklaşma başladığı gibi bozulma işte o dönemde hız kazandı. Bu hem bana hem Sudan İslami harekete ve ülkeye ihanet niteliğindeydi. Kazanan rejim karşıtları ve ülkemiz üzerinde hesapları olan emperyalist güçler oldu. Kaybeden Sudan ve Sudanlılar oldu.

Böyle devam ederse yakın bir tarihte ülke bir çıkmaza sürüklenir. Ömer el Beşir o zaman hatalarını anlar ancak korkarım ki o zaman her şey çok geç kalmış olacak.

… Evet o sanki bugünleri o günden görür gibi konuşuyordu. Bugün ülkenin sürüklendiği çıkmazları o, o günlerde öngörüleriyle seziyor ve sürekli uyarıyordu. Ancak iktidar hırsı ve güç zehirlenmesi el Beşir’in bu uyarıları duymasına mani oluyordu.

Maalesef, Sudan sonrasında Mısır ve Tunus’taki İhvan Hareketleri benzer bir akıbeti yaşadı.

O, son asrın ideolog, siyasetçi bir mütefekkiriydi. O bu ün aramızda yok ancak fikirleri ve mücadelesiyle hatırlanmaya devam etmektedir. Bir bilim adamı, fikir üreten bir siyaset ve devlet adamı, ayrıca bir mütefekkir gibi onur verici unvanlarıyla tarihine geçmiş önemli bir şahsiyet olarak anılacaktır.

O büyük mücadeleci 5 Mart 2016 tarihinde vefat etti. Ruhu şad, mekanı cennet olsun inşallah.

-Yazarımız Mehmet Koçak, sık sık ziyaret ederek sohbetlerine katıldığı Dr. Hasan Abdullah et-Turabi ile…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here