Diyanet İşleri Başkanı’na Açık Mektup: HAC BİR İBADET Mİ, TURİSTİK GEZİ Mİ?

0
53

Yıllarca gören, takip eden, soran, okuyan bir vatan evladının feryadının özeti olan bir mektubu yayınlıyoruz.

İşte o mektup:

 

Diyanet İşleri Başkanı’na Açık Mektup:

HAC BİR İBADET Mİ, TURİSTİK GEZİ Mİ?

Sayın Diyanet İşleri Başkanı.

Yıllardan beri devam eden ve kangren olmuş bir hastalıktan bahsedeceğim size. İbadetleri eksilten, ortadan kaldıran veya gereksiz gören bir anlayıştan. Özellikle de Hac ibadetine karşı girişilen bir savaştan

Kimine ömründe bir defa, kimine de hiç nasip olmayan hac farizasından söz ediyorum. Bu ibadetin Allah ve Rasûlü’nün emirlerine uygun olarak yerine getirilmediğini artık herkes biliyor. Sağır sultan bile bu konudaki şikayetleri duydu. İnşaallah Düyanet İşleri Başkanlığı da duymuştur diyemiyeceğim. Çünkü problemin ana kaynağı Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Organizasyonu ve diğer organizatörlerdir.

Halbuki Müslümanların din ve diyanetinden sorumlu olan Diyanet İşleri Bakanlığı hac konusunda da diğer kurum ve kuruluşları kontrol, yanlış ve suiistimalleri düzeltme makamıdır. Gerektiğinde yaptırımlar uygulayacak bir kurumdur. Ancak bugüne kadar “balık baştan kokar” sözünü ispat eden bir anlayışın ortasında yer aldı. Bundan sonra böyle gitmemesi için birilerinin ağzını açması gerekiyor. Konuşarak yanlışların düzeltilmesine vesile olması gerekiyor. Ben de bunlardan biriyim.

Biraz kaba diye tabir edilen bir tarzda konuşuyor olabilirim. Kusura bakmayın, ama ne kebap yansın ne de şiş hesabı yapan bir adam değilim. O yüzden ezile büzüle konuşmayı sevmem. Mesele dinim olunca büsbütün raydan çıkarım.

Yıllardır üzerinde durduğum ve bir gün mükemmeli yapılmaya başlanır diye umutla beklediğim bir ibadettir hac. Ancak tam tersine doğru yol alındığını görmek artık “yeter” deme noktasına getiriyor insanı.

Ezbere konuşmuyorum/konuşmayacağım. Masabaşı yazı yazmaktan da nefret ederim. Bir umre ve iki hac farizasını yerine getirirken bütün olumsuzlukları bizzat kendim yaşadım, gördüm ve duydum. Her yıl giden arkadaşlarımdan da sorarak öğrendim. Çoğu kez hafiye tabir edilen bir tavırla işe eğildim.

Kurumda neler oluyor? Başkanlık hangi planları yapıyor? Bu konuda neler konuşuluyor, bilmiyorum, ama işlerin hiç iç açıcı olmadığı kafile başkanları ve bunların üst sorumlularının hareketlerinden anlaşılıyor.

Ben yapılan yanlış ve eksiltmeleri madde madde sıralayacağım. Siz de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın başında yer alan bir amir olarak bu konuda neleri yapıp yapamayacağınızı Müslümanlara ifade edeceksiniz, eminim.

Hac’da yapılan yanlışlar daha yola çıkmadan başlıyor.

hac-bir-ibadet-mi-turistik-gezi-mi-650xkabe-2

  1. Namazların cem edilmesi.

Bunun asla bir dayanağı yok! Ancak birileri kafasından bir fetva veriyor diğerleri de dinde hükümmüş gibi sarılıyor. 2016 yılında Almanya Düsseldorf’dan Cidde’ye uçtuğumuz gün bu hata yapıldı. Namazlar cem edildi.

At ve katır sırtında yol alacak veya yürüyecekseniz, buna Hanefi Mezhebi hariç diğer mezheplerden bir cevap alırsınız. Ancak yürüyerek seyahat ediyorsanız kaydını unutmayacaksınız.

Suud Havayolları ile uçacaksanız, havalimanında hacı adaylarına namazları cem ettiren adamların cehaletine şapka çıkarmanız gerekir. Çünkü Suud Havayolları’nda olduğu gibi bir çok Müslüman ülke uçaklarının içerisinde mescidler var.

Diyanet, Atlas Havayolları’na, “Siz bizim hacılarımızı taşıyacaksınız. Öyle ise uygun olan bir yerden 3, 4 koltuğu söküp orayı mescid haline dönüştürün” diyemedi değil mi? Yine diyemiyecek mi?

O tarihde Düsseldorf Havaalanı’nda öğle vaktinde öğle ve ikindi namazları cem edildi. Ben buna muhalefet ettim uçakta ikindi namazını acil çıkış kapısının yanındaki boşlukta kıldım.

Akşam ve yatsı namazlarını yatsı vaktinde Cidde’de cem ederek kılacağız” dendi. Ancak Sabah namazının vaktinde akşam ve yatsı namazı kılındı.

Tabii bunun adı da “namazların cem edilmesi” oldu. Dönüşte de aynı hatalara imza atıldı. Bunları düşünüp taşınmadan kim emrediyor, kim de bunlara riayet ediyor?

  1. Terviye günü Mina’da geceleme kaldırılmıştır. Bütün mezheplere göre sünnettir. Yapılmazsa cezası sadaka vermektir.

Bu ibadeti kaldırmaya sebep olarak çadırlarda yangın çıkma tehlikesi gösteriliyor. Aynı gece Arafat’ta köşklerde mi kalıyoruz? Mina’da tehlike var da, Arafat’ta bu tehlike yok mu? Orada da çadırlarda kalmıyor muyuz?

Uçuk sebepler ileri sürenlere bunları anlattığımız zaman kafile başkanlarınız “Diyanet’te Mina olayı yok! Sen Diyanet’in internet sitesine bakmadın mı?” diye hacı adayını suçluyorlar.

Bizzat bana söylendi bu sözler.

Yazıklar olsun! Adam nasıl bir kafile başkanı, dahası nasıl bir imam veya müftü ki, internet sitesinde yazmıyor diye ibadeti yok sayıyor? Biz Hac’da Mina İbadetini kaldırdık deme cesaretini gösteriyor.

hac-bir-ibadet-mi-turistik-gezi-mi-650xmuzdelife

  1. Müzdelife vakfesi sabah namazından sonradır! Hacılarınızın bütününe yakını Müzdelife Vakfesini yapmıyor.

Müzdelife Vakfesi tamamen kaldırılmış durumda. Yatsı namazının vaktinde akşam ve yatsı namazı cem ediliyor ve hemen yola çıkılıyor. Gecenin yarısı bile olmadan şeytan taşlamaya Mina’ya gidiliyor. Daha sonra yine değineceğiz, ama birçok kafile Müzdelife vakfesini asla yapmamış oluyor.

  1. Vakti gelmeden Müzdelife’yi terketme.

Bu büsbütün yanlış. Hz. Hafsa Validemizin özürü yüzünden Müzdelife’yi erken terketmesi ve şeytan taşlamaya gitmesini dikkate alan İmam Şafîi’nin böyle bir fetvası var. Ancak o fetva özürlüler için geçerli. En önemlisi de gecenin yarısından sonra notunu kimse unutmasın. 2016 yılı Hac Mevsimi’nde gecenin yarısı saat sıfır bir (01:00) civarı idi.

Hacılar ise saat 22:00’den önce Müzdelife’yi terketmeye başladılar.

  1. İlk şeytan taşlama Arefe gecesini Bayram’a bağlayan gecenin başında yapılıyor. Yanlış!

Gecenin yarısından önce bile taşlama yapan kafileler mevcut. Düşünün saat 20:00’de otobüslerle Müzdelife’ye gelen hacılar, namazın sonunda kısa bir duadan sonra yola çıkıyor ve şeytan taşlamaya götürülüyor.

Bayramın birinci günü, büyük şeytan denilen Akabe Cemresi’ne yedi taş atılır. Bu taşların atılma zamanı; Hanefi ve Maliki mezheplerine göre fecr-i sadıktan itibaren başlar, ikinci gün, fecr-i sadığa kadar devam eder. Bu zaman diliminde taşlar atılmazsa kurban cezası gerekir.

Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre, Akabe Cemresi’ne taş atma Arefe gününü bayramın birinci gününe bağlayan gece yarısından itibaren başlar,

Müzdelife Vakfesi’nde yapılan hata şeytan taşlamasında yine tekrarlanıyor. Aslında birinci şeytan taşlaması hükmen yerine getirilmemiş oluyor. Çünkü vaktine riayet edilmemiştir.

Bunun fetvası da izdiham. Yalan. Ara ara bu izdiham konusuna değineceğiz.

hac-bir-ibadet-mi-turistik-gezi-mi-650xcemerat

  1. Şeytan taşlamaları geceye bırakmama sünnettir. Cezası sadaka vermektir.

Bir defa ilk taşlama geçerli değil.

Ondan sonraki bütün şeytan taşlamaları da geceye, hatta ertesi günkü sabah namazının vaktine bırakılıyor. Neden?

İzdihamdan dolayı böyle yapılıyormuş.

Sevsinler o izdihamı.

Ben ve eşim bütün taşlamaları gündüz öğleden sonra yaptık. Hiçbir engel yoktu. Mina bomboştu.

İzdihamdan söz eden kaç kafile başkanınız bayram gündüzleri Mina’yı kontrol edip size rapor yazıyor? Bir tanesi bile değil.

Taş attıktan sonra ters istikamette yol almaya çalışan insanlar dönemi çoktan bitmiş. 2002 yılı bu izdihamda ben bile tehlikeden dolayı korkmuştum. Fakat 2016’da bir taraftan girdik, öteki taraftan çıktık. Günün her saati ta cemrelerin yanına kadar girme imkanı var.

  1. Hacılar Arefe Gecesi saat 23:30 da ihramdan çıkarıldılar.

Bu neye göre yapılıyor, bana biri anlatsa ya! Hani sabah namazından sonra ihramdan çıkılacaktı? Ki, bu da yanlış. Kurban kesmeden ihramdan çıkmaya fetva veren kim, delili ne?

Hacc’a mı geldik, turistik geziye mi? başlıklı yazımızın muhatabı olan Düsseldort Din İşleri Ataşesi Ramazan Ilıkkan, “Bayram günü sabah namazından sonra ihramdan çıkacağız.” demişti hani?

Bu söz de kavgamızın fitilini ateşlemişti. Çünkü bu sözler de yanlıştı.

Arefe gecesi 23:30’da ihramdan çıkarılan hacı kafilesinin olayını mektubun sonuna doğru okuyacaksınız.

2016 yılında ihramdan çıkma olayı gecenin yarısının ilk saatlerinde başladı. Sabah namazı vakti girdiğinde elle sayılacak kadar az ihramlı hacı kalmıştı.

  1. “İlk kesilen kurban benim kurbanımdır” deyip ihramdan çıkacaksınız.” Fetvası

Müslümanlar Diyanet tarafından yıllardır bir yalan fetva ile kandırıldılar.

Ben bu fetvayı duyduğum an kan beynime sıçramıştı. Bunda ne kitap vardı, ne sünnet vardı, ne icma vardı, ne de kıyas… Sadece kuru bir söz vardı. Fetvanın altına da Din İşleri Yüksek Kurulu eski Üyesi Hüseyin Kayapınar imzası atılıyordu. Ben bu zat ile konuşuncaya kadar ona din düşmanı gözü ile baktım.

Sonunda meselenin aslını öğrenmek için Almanya’dan kalkıp Ankara’ya geldim. Sayın Kayapınar’ı Diyanet’te bulamadım. Din İşleri Yüksek Kurulu’nda da yoktu. Çünkü emekli olmuştu. Hadi bakalım Ankara kazan ben kepçe, ara bulabilirsen. Sonunda Diyanet Vakfı’nda Mütevelli Heyeti Üyesi olduğunu öğrendim. Bir hafta sonra ona ulaştım.

Fetvanın sahibi olduğu ileri sürülen Hüseyin Kayapınar hoca bunu kabul etmiyor. “Hacı ilk kesilen kurban benim kurbanımdır” deyip ihramdan çıksın.” diye bir fetva verdiğimi hatırlamıyorum” diyorBöyle bir fetva verilmiş olsa zaten bir yerlerde yazılı olarak bulurduk. Ben de bu kadar yolu tepip Ankara’ya kadar gelme mecburiyetinde kalmazdım.

Onun sözlerini pekiştirmek için “Böyle bir fetva olur mu?” diye dordum. O da“Olmaz!” dedi.

Başka birinden de yazılı böyle bir fetva yok. Olsa bile bunun Kur’an ve Sünnet’ten delillerini buldurmadan hiçbir adamın yakasını bırakmazdım. Bu gibi fetvalar dini reforme ve deforme etmek demektir. Ölümüne kavga gerektiren bir yalandan bahsediyoruz.

Bu yalanı ortaya atan Almanya Düsseldorf Başkonsolosluğu Din İşleri Ataşesi, Avrupa ve Amerika Kıtası’ndan gelen 48 Kafile’nin sorumlusu Ramazan Ilıkkan’dır.

Utanmadan sıkılmadan “İlk kesilen kurban benim kurbanımdır” deyip ihramdan çıkacaksınız.” diyebilmiştir.

Böyle bir yalanı söyleyen ve binlerce hacının haccına ifsat eden adam şimdi müftü.

Buyurun buradan yakın!..

hac-bir-ibadet-mi-turistik-gezi-mi-650xarafat

  1. Taş atma, kurban kesme ve traş olma sırasıyla yapılması Hanefî’ye göre vacip. Cezası kurban. Şafîi, Maliki ve Hanbelî mezheplerine göre ise sünnettir. Cezası da sadakadır.

Taş zamanında atılmadı. Kurban kesme işi zaten yok. Kaldı traş. Cezası ne acaba!

Bu mu hac ibadeti diyenlere “Lütfen sabredin! Dahası var!” demekten yoruldum! Lakin Hac organizatörleri ve kafile başkanları Müslümanların ibadetlerine fesat karıştırmaktan, yalan söylemekten, ibadetleri yasaklama, gizleme ve hükümleri ortadan kaldırmaktan yorulmadılar. Her Hac Mevsimi’nde tekrarlanan bir ihanet var.

İbadeti yapamıyor veya yaptıramıyorsan cezasını öde kardeşim!

  1. Teşrik günlerinde Mina’da gecelemek Hanefî’ye göre sünnet. Yapılmazsa cezası sadaka. Şafîi, Maliki ve Hanbelî mezheplerine göre ise vacip. Cezası koyun kurbandır.

Yine çadırların tehlikeli olması ya da Diyanet’in bu ibadeti de kaldırmış olması mı delil gösterilecek bana? İnternet sitenizde yazmıyor olmasını dinin kendisi olarak mı algılayacağız?

Ömrümüzde bir kez yapabildiğimiz hac ibadetine su karıştırılmasa ne olur?

  1. Temettü Haccı’na teşvik, Hacc-ı Kıran ve Hacc-ı İfrat yapanlara zulüm!..

Mekke ve Medine’deki otellerde koca koca panolar, pankartlar asılı. Hepisinde sadece Hacc-ı Temmettu anlatılıyor. Tabii Nasreddin Hoca’nın kazına çevrilmiş Hacc-ı Temmettu… Yani hac ibadetinin herbir bölümü çıkarılıp atılmış.

Lakin Hacc-ı Kıran ve Hacc-ı İfrat yapanlar da adeta zulüm görüyor. Bizzat kendileri ifade ediyorlar. Buyurun ve her hac döneminde bu iki hac türüne niyet edenlere kafile başkanlarının takındıkları tavırları kendileri anlatsınlar. Gördükleri eziyetleri bir bir dile getirsinler.

Nedir amaç? Niye her türlü zorbalık Hac’da kol geziyor. Bu bir savaş mı? Savaşsa, bu neyin savaşı?

Bu savaşın nedenini bana anlatacak olan tek kurum Diyanet İşleri Başkanlığı’dır.

hac-bir-ibadet-mi-turistik-gezi-mi-650xmina

  1. Bayramın ikinci günü şeytan taşlaması yapılmıyor. Neden?

Aslında ilk şeytan taşlaması zamanında yapılmadığı için sayılmaz. İkincisi de ta üçüncü güne sarkıtılıyor.

Sorarsanız “bu ibadeti ifa ediyoruz” diyecekler! Ancak karşılarında kül yutacak bir adam yok! Ben hesap ettim birinci günün şeytan taşlaması ile ikinci günün şeytan taşlaması arasında elli saatten fazla bir zaman var. Dahası en az 53 saat var.

Arefe gecesini Bayram sabahına bağlayan gece 23:00 civarında ilk şeytan taşlama, bu geceyi takip eden gün ve gece değil, ondan sonraki gündüz de değil, bu gündüzü de takip eden gecenin ta sabahında saat 04.00’e sarkıtılıyor.

Kafanız karıştı değil mi?

Öyle ise günlerin isimlerini vererek tekrar anlatayım.

2016 Hac Mevsimi’nde bayramın ilk günü Pazar günü idi.

İlk şeytan taşlama vazifesi, Cumartesi’yi bayramın birinci günü olan Pazar’a bağlayan gece saat 23:00’den önce yerine getirilmeye başlandı. Yanlıştı.

İkinci taşlama Pazartesi günü yapılması gerekiyordu. Yapılmadı. Yani pazartesi günü yapılması gereken şeytan taşlama salı sabah saat 04:00’e hatta Sabah Namazı Vakti’ne kadar uzatıldı.

Şimdi bu yanlış hareketi bana anlatabilecek bir alim var mı?

Bekliyorum!

Ancak burada ilk şeytan taşlamayı çekerek sündürerek doğru kabul etseniz bile, o zaman ikinci taşlamayı nasıl çekip yerine yerleştireceksiniz? İkisi de yerinde ve doğru değildi.

  1. Kurban kesilmeden hacılar ihramdan çıkarılıyor. Neden?

Kurban kesilmeden ihramdan çıkıldığını satır aralarında anlattık. Fakat tekrar anlatıp bunun yanlış olduğunu ifade etmek zorundayız.

Bunun delili var mı? Yok! Varsa, beni bunun cahilliğinden kurtaranın alnından öpmeye hazırım.

Kurban kesmeyi yetiştiremiyoruz. Onun için hacıları önce ihramdan çıkarıyoruz, sonra kurban kesiyoruz deme hakkınız var mı? Varsa, neye göre var? Yoksa, bu durumda neden hacının ibadetini sakatlatıyorsunuz?

Siz buna çözüm bulamıyorsanız, ben size biraz sonra çözümü söyleyeceğim.

  1. Kurbanlar kesiliyor mu, yoksa paralar İslam Bankası’na mı gönderiliyor?

Bu soruya yetkililer veya kafile başkanları iki türlü cevap veriyorlar.

a) Kurbanlar kesiliyor.

Ancak 7. güne kadar kesime devam ediliyor. Hüseyin Kayapınar hoca da bunu söyledi.

b) Paralar İslam Bankası’na yatırılıyor.

Bunu dile getiren bir yığın kafile başkanı var.

Hangisi yapılırsa yapılsın, yanlış.

Yedi gün boyunca kurban kesmek de yanlış, paraları İslam Bankası’na yatrımak da yanlış. O paraların fakirlere gerçekten tam olarak gidiyor olması da hac ibadetinin tamamlanmış olmasını sağlamaz.

Her ibadet kendi içinde bir bütündür.

Başaramadığımız için böyle yapıyoruz desinleri anlarız ve doğrusunu ararız.

Başaramadıklarımız için ibadetleri kaldırmak yerine Allah ve Rasûlü’nün emrettiklerini yapsak ne olur?

hac-bir-ibadet-mi-turistik-gezi-mi-650xkabe-1

  1. Neden Hacc-ı İfrat’a niyet ettirilmiyor?

Hacc-ı İfrat’ta kurban gerekmez. Bunu biliyoruz. Kurban derdimizi çözecek ve bizi sorunluluktan kurtaracak gerçek çözüm işte budur! Yani Hacc-ı İfrat’a niyet etmek.

Diyanetten sonra en büyük hacı kafilesine sahip olan bir organizasyonun başındaki zat hacı adaylarına “Avrupa’dan gelen hacı adayları Hacc-ı İfrat’a niyet edemezler. Çünkü o hac türü Suudi Arabistan sınırları içerisinde yaşayanlar içindir.” diyor.

Hikayesi uzun…

Bunu bir başka organizasyonun hocasına soruyorlar. O, “Hâlâ anlamadınız mı? Siz Hacc-ı İfrat’a niyet ederseniz, onlar sizden kurban parası alamayacaklar.” diyor.

Bir kaç yıl öncesine kadar Diyanet hacılardan kurban paralarını Mekke’de topluyordu. Kurbanların kesilmediğine inananların para vermeyi reddetmesinden sonra kurban paraları hac bedeli ile beraber alınmaya başlandı.

Ben bunu sorgulamak için anlatmadım. Bu başlı başına bir konu. Hac’da yapılan yolsuzlukları anlatırken bu konu da enine boyuna incelenecektir.

Madem ki, sizler kurbanları zamanında kesemiyorsunuz, ya da paraları İslam Bankası’na yatırmak zorunda kalıyorsunuz. Öyle ise hacı adaylarını Hacc-ı İfrat’a niyet etmeye teşvik etmiyorsunuz?

Sizi bundan meneden şey nedir?

Çünkü Hacc-ı İfrat’ta kurban yok.

Başka yollara tevessül edip hac ibadetini ifsat edeceklerine ve zahmete katlanacaklarına bunu yapsınlar.

İfsatı bırakıp bu dediğimi yapmanıza engel olan nedir? Para mı var bu işin ucunda, yoksa başka bir şey mi?

Eğer Müslümanın ibadetini düşünüyorsanız, o zaman ya kurban konusunu çözecek, ya da Hacc-ı İfrat yapmaya teşvik edeceksiniz.

Allah Teâlâ, bugün Diyanet veya başka organizsyonların kurban kunusunda yaptıkları yanlışların arkasına sığınmalarına fırsat bırakmamışlardır.

Daha kayıt yaptırırken tek tek sorarak Hacc-ı İfrat yapmak isteyenleri belirleyebilirsiniz. Bu hacılar Mikat mahallinde ihrama girip bayramın birinci gününe kadar ihramda kalacakları için o kafilelerin Mekke’ye gelişlerini bayrama yakın bir zamana kaydırmak, meşakkati azaltacaktır.

Bu yapıldığı takdirde, kurbanların sayısı azalacak ve sizler de zor durumda kalmayacaksınız.

Şunu ifade etmeliyim ki, isteyen ve arayana dinde çözüm asla bitmez. Kendimizi çaresiz hissediyorsak, bu da yetersizliğimizin ürünüdür.

  1. Hatalı yapılan ve yapılmayan ibadetlerin cezaları ödeniyor mu?

Hacı adaylarının yaptıkları hatalar için birçok organizatör otellerin belirli yerlerine koydukları para kasaları ile tahsil ediyorlar. Fakat kendi yaptıkları hatalar veya suiistimaller için hacıya “Biz şu ibadeti yaptırmadık. Onun için şu kadar cezan var. Bir yere öde!” demiyorlar.

Yaptıkları eksiltmeler veya yanlış ibadet yaptırmalarından dolayı hacıyı uyarmayan organizatörlerden biri belki de en başında gelen Diyanettir. Neden?

Hacıya “Biz şu ibadeti yanlış yaptırdık veya şu ibadeti yaptırmadık. Onun için şu kadar cezan var”denirse, kıyametin kopacağını çok iyi biliyorlar.

hac-bir-ibadet-mi-turistik-gezi-mi-650xkabe-kapisi

  1. Hac İbadeti’nde Vacipler önce Sünnete indirgeniyor. Sonra da tamamen kaldırılıyor.

Bilindiği gibi haccın farzları yerine getirilmezse, başlanan hac bir sonraki sene kaza edilir. Vacipler yerine getirilmezse kurban cezası vardır. Sünnetler yerine getirilmezse sadaka cezası ödenir. Buna itirazı olan var mı? Yok!

Ben diğerlerinde olduğu gibi Diyanet’in Hac Organizasyonu’nda da şunu gördüm.

Vacipler önce sünnete indirgeniyor, sonra da tamamen kaldırıyor. Kimsenin bana bunu yanlış söyledin deme hakkı yok. Çocuklar bile görür bu sözlerimin yanlış olmadığını.

İşte misalleri:

a) Vacip ibadetler önce sünnete indirgeniyor, sonra da tamamen kaldırılıyor.

Teşrik günlerinde Mina’da geceleme bu şekilde ortadan kaldırılıyor.

Teşrik günlerinde Mina’da geceleme Hanefilere göre vacip, Şafîi, Malikî ve Hanbelilere göre sünnet.

Ben de Hanefî’yim.

Teşrik günlerinde Mina’da geceliyor muyuz? Hayır, gecelemiyoruz.

Sorduğunuz zaman kafile başkanlarından hangi cevabı alıyoruz? “Biz Hanefî’ye değil diğerlerine uyuyoruz” diyorlar. Yani vacibi siliyor ve bu ibadeti sünnete çeviriyorlar. Sünnete çevirdiğimiz halde yine Mina’da gecelemiyoruz. O zaman da bu ibadet tamamıyla kaldırılmış oluyor. Çünkü sünnet.

Orada bir duralım. Bunu sünnete çevirdik de yerine getirdik mi? Hayır! Vacip iken cezası kurban olan bu ibadeti, sünnete çevirdiğimizde ceza olarak sadaka veriyor muyuz. Ona da hayır!

Öyle ise bu mezhep değıştirmenin anlamı ne? O ibadeti ortadan kaldırmak için oyun oynamanın ne gereği var. Diyelim ki, beni kandırdınız, Allah Teâlâ’yı nasıl kandıracaksınız?

b) Ya da vacipler doğrudan kaldırılıyor.

Müzdelife vakfesi bütün mezheplere göre vaciptir.

Vakfe zamanı Hanefî’ye göre sabah namazından sonradır.

Şâfiîler ve Hanbelîler’e göre vakfenin vakti gece yarısından sonraki zaman dilimidir.

Malikîlere göre de gecenin yarısından sonra vakfeye durulabilinir.

Bize Müzdelife Vakfesi’ni Şafîilere göre yaptıklarını söylemişlerdi. Bolca yalan söylemişler.

Beni saat 22:00’de Müzdelife’yi terkedenlerin vakfe yaptıklarına kim inandırabilir? Halbuki Şâfiîler ve Hanbelîler hasta ve yaşlı olanlara verilen ruhsatı delil olarak kullandıkları halde gece yarısından sonra Müzdelife Vakfesi yapılabilir demişlerdi.

Gece yarısı saat 10:00 (22:00)’de başlıyor demeye kalkan olmaz inşaallah!

Görevlilerinizin Hac’da mezhep değiştirmeleri de bir safsatadan ibaret olduğu anında anlaşılıyor. Sözlerinin yalan olduğu da. Çünkü onlar Müzdelife Vakfesini yaptırmadan hacıları Mina’ya götürüyorlar.

Bırakın Müzdelife’yi, şeytan taşlamanın zamanını, ibadetleri hiç yaptırmayıp Arefe gecesi saat 23:30’da hacıları ihramdan çıkartan “Gereksiz Adam” diye tarif edilen Bekir Gerek gibi adamları saymıyoruz bile.

  1. Hurma Yolsuzlukları devam ediyor.

Aslında Hac’da 22 çeşit yolsuzluk yapılmaktadır. Bunlardan biri de hurma yolsuzluğudur. Hac Organizatörleri bu hac mevsiminde de takip edilecekler ve yolsuzlukların tamamı yüz sayfalık bir kitap olarak yayınlanacaktır. Hangi yolsuzluğun hangi organizasyon tarafından yapıldığını da ekleyebilirim.

Hem imam hem kafile başkanı beş adamın birden bize yalan söyleyip bir de kim ne der demeden açıktan açığa komisyon paralarını bölüşmeleri yaşandığı için ben yolsuzluklardan birini burada açıklıyorum.

2016 Hac Mevsimi’nde de bu yolsuzluk yaşandı.

Bizim kafilemizin başkanı olan hoca(!) Medine’de öyle namsusuz bir yalana imza attı ki, hepimiz inandık.

“Bir hurma bahçesi sahibi bizleri hurma bahcesine davet ediyor.” dedi. Öteki dört hoca da onu tasdik ettiler. Gittiğimizde gördük ki, bizi bir hurma dükkanına götürmüşler. Hurma bahçesini gezecekken, hurma mağazasını gezmeye başladık. Bütün fiyatlar da Medine Hurma Pazarı’ndaki hurma fiyatlarının iki katı idi. Geri dönüş anında beş hocanın para paylaştıklarını görenlerimizin sayısı az değildi.

Güya hurmacıdan komisyon alıyorlardı. Bir kere bu doğru bir davranış değildi, ama bu aldıkları paraların hacılardan çalınan paraların bir kısmı olduğunu da bilmiyor olamazlardı.

Ben bir kilo bile hurma almadım. Bunu da söylemiş olayım.

hac-bir-ibadet-mi-turistik-gezi-mi-650x1

  1. Arafat Vakfesi ve Kabe’yi tavaf hariç hiçbir ibadeti yaptırmayan kafile başkanları var.

Ne yazık ki, doğru! Bu konuda şahitlerim de var. Bunlardan biri eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e bile şikayet edildi. Ancak bu adam hâlâ müftü olarak arz-ı endam ediyor.

VİP Kafilesi Rezaleti

Ben, bu gidişle 30, 40 yıl içerisinde haccı, ihrama girme, Arafat’ta vakfe, şeytan taşlama ve Kabe’yi tavafa indirgeyeceksiniz diyordum.

Kusuru bakmayınız fena halde atmışım. Adamlar şeytan taşlamayı da çıkarıp atmışlar. Haccı çoktan ihram, Arafat vakfesi ve Kabe’yi tavafa indirgemişler.

Yıl 2012. VİP Kafilesi Kabe’ye tepeden bakan Hilton otelinde kalıyor.

Başlarında bir müftü var.

Arafat’tan Müzdelife’ye geliyorlar. Akşam ile yatsı namazını birleştirerek kılıyor ve Kabe’ye hareket ediyorlar.

Müzdelife vakfesi yok.

Mina’da şeytan taşlama yok.

Saat 22:00’de Kabe’ye geliyorlar. Ziyaret tavafı yapılıyor.

23:30’da ihramdan çıkıyorlar. Tabii işi bilenler ihramdan çıkmıyor.

Tabii müftü efendi ile gırtlak gırtlağa kavgalar başlıyor.

Kim bu müftü?

Hac değil, turistik gezi yaptıran bu adam gerekli yerlere şikayet ediliyor. Mektuplar yazılıyor. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile yüz yüze görüşülüp şikayet ediliyor.

Sonuç mu?

Sonuç hiçbir şey.

Dinsiz bir adamın cenaze namazını kıldırmak istemediğini bildiren bir imama dünyayı dar edebilen Diyanet, Müslümanın ibadetini kevgire döndüren müftü beye dokunmuyor/dokunamıyor.

Niye?

Bu adama ya öyle yapması bizzat Diyanet tarafından emredildi, ya da müftü diyanetin anlayışına göre bir ibadet yerine getirdi ki, kimse ona dokunmuyor.

Vatandaş da hac yaptım sanıyor(!)

Bu zatın o zaman Kırıkkale İl Müftüsü olan Bekir Gerek olduğunu olaya şahit olan her hacı ifade ediyor. Şimdi ise Eskişehir il müftüsü olan zat için gerekli yerlere yazılan mektuplar mevcut. Bunlar Diyanet’in kayıtlarında da mevcut olması gerekir.

O yıl annesi ile hac yapan ve Bursa’da ikamet eden Yozgatlı hemşehrime ve kafileye hac zehir ediliyor. Onun uygulama ve zulmüne karşı sonuna kadar dayanıyorlar. Onları yürekten kutluyorum.

2016 Hac Mevsimi’nde hemşehrim ile beraberdik.

Bu müftüye haccı yont ve Nasreddin Hoca’nın kazına çevir diye Diyanet mi emir verdi, yoksa kendisi mi İslam Düşmanlığı’na kalkıştı, bunu bilmek hakkımızdır.

hac-bir-ibadet-mi-turistik-gezi-mi-650xr-i

  1. 2016 yılında hac mı yaptım, savaş mı? Bunu asla anlayamadım.

Hac bana zehir edildi. O yalan fetvayı getirip gözmüzün için sokan zamanın Ataşesi ve âtinin müftüsü Ramazan Ilıkkan’a bir soru sormam da sebebi.

Bir soru sorduk diye adam ne terbiyesizliğimizi bıraktı, ne de cehaletimizi. Halbuki onun okuduğu okullardan ben de mezun olmuştum. Ancak adam burnunun önünü bile göremiyor, herkesi koyun zannediyordu.

Efendim, olay şu:

Mekke’de Safwat Al Sharooq otelinin bir salonundayız. Almanya Düsseldorf Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Ramazan Ilıkkan cumartesi gününden itibaren yapacaklarımızı anlatıyor:

“Cumartesi Arafat’a çıkacağız… Sonra Müzdelife’ye hareket edeceğiz. Orada yatsı namazının vaktinde akşam ile yatsıyı birleştirerek kılacağız. Saat gece 12:00’de şeytan taşlamaya gideceğiz. Sonra otele gelecek, sabah namazını kıldıktan sonra ihramdan çıkacağız.”

Bu zat bunları anlattı.

Bu arada devirdiği çamları özetleyerek ifade etmeye çalışalım:

  1. Terviye günü Mina’da gecelemeden söz yok. Bütün mezheplere göre sünnettir. Yapılmazsa cezası sadaka vermektir.
  2. Müzdelife Vakfesi sabah namazından sonradır. O da yok!
  3. Şeytan taşlamaları geceye bırakmama sünnettir. Onu da sildik. Cezası sadaka vermektir.
  4. Taş atma, kurban kesme ve traş olma sırasıyla yapılması mezhebimize göre vacip. Cezası kurban. Onu hepten sildik.
  5. Kurban kesilmeden ihramdan Nasıl çıkılır? Onun yanından geçmek de yok! Buna cevapları asla yok!
  6. Teşrik günlerinde Mina’da gecelemek bizde sünnet. Yapmazsak cezası sadaka. Diğer üç mezhebe göre vacip. Cezası koyun kurbandır.

Aslında ben “Kurbanların kesilişini görmek istiyoruz” diyecektim. Fakat adam ekin biçer gibi ibadetleri biçmeye başlayınca tabii olarak duramadım.

“…Sabah namazından hemen sonra ihramdan çıkacağız, diyorsunuz. Bununla kurban kesimi arasında nasıl bir bağlantı kuracağız.” dedim.

Bay Ramazan Ilıkkan: “DİB eski Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Hüseyin Kayapınar hocamız, “Hacı ilk kesilen kurban benim kurbanımdır” deyip ihramdan çıksın.” diye fetva verdi.” demez mi?

Bu çocukça fetvaya sinirlenip gayri ihtiyari olarak GÜLÜMSEDİM!

İpe sapa gelmez bir fetvaya nasıl gülemezdim ki?

Tabii böyle vakalarda yaka paça salon dışına attıklarımın sonuncusu olmaya namzet bu adamı bu tebessümüm çok acıtmış!

Cevap vermek yerine Gülmeyin! Gülmeyin! Hem soru soruyorsunuz hem de gülüyorsunuz. Saygılı olun!.. diyerek beni paylamaya kalktı.

Salondakilerin büyük bir bölümü onun bu anlamsız tavrını suçluluk psikolojisinin verdiği bir saldırganlık olarak nitelediler!

Senin orada bulunanları hiçe sayıp çocukları bile çileden çıkaracak kadar basitliğe imza atman hakaret olmayacak. Fakat ben bu pervasızlık, dine ve Müslümanlara karşı terbiyesizlik karşısında gayri ihtiyari olarak tebessüm edeceğim. Bu büyük hakaret ve saygısızlık olacak.

Bir de beni tanımadığı halde, “Sen Hüseyin Kayapınar hocadan daha alim değilsin” demek suretiyle hakaret etti

Sonunda dayanamadım: “65 bin hacının hepisi “ilk kesilen kurban benim kurbanımdır” deyip ihramdan çıkmak isterse ne yapacağız?” diye bağırdım.

Bu onu daha da azdırdı. Adam sanki koca koca insanların akılları ile oynuyordu. Arka sıradan bir arkadaş: “İki milyon insan de, iki milyon!” diye bağırdı.

Sahi şimdi bunları niye anlattım ki?

Sırf hac sorumlusu ve kafile başkanlarının duymak istemedikleri soruları soran ve yanlışlara karşı duran hacılara Mekke’de bile büyük zulüm yaptıklarını anlatabilmek için bu olayı dile getirdim.

Biz orada hayvan muamelesi gördük desem yeridir. Beş kafile başkanı bir de Ataşe bir ay boyu her şeyi burnumdan getirdiler. Sadece ben değil birçok hacı bunu yaşadı.

Sonunda ben patladım.

“Hacılar sizin ne köleniz, ne esiriniz, ne de ameleniz, ne de kulunuz. Ancak siz bizim amelemizsiniz. Çünkü ben burada varsam, siz de varsınız, yoksam, siz de yoksunuz. Kendinizi ne zannediyorsunuz?..” demek suretiyle bardağın taştığını göstermek zorunda kaldım.

Dönüşte kafile başkanları tek tek helallik alma yarışına girdiler. Haccımı zehir eden bu adamların yüzlerine acı acı bakıp gülümsemekle cevap verdim. Üzerinden iki yıl geçtiği halde o günleri hatırlamayı bile istemiyorum.

Aslında ben 2016 yılında ne haccetmeyi, ne de Diyanet ile hacca girmeyi istiyordum. 15 Temmuz Türkiye’yi İşgal Girişimi ben hacda iken tekrarlanır da ben bunu elim kolum bağlı olarak seyretmek zorunda kalırım diye ipe un seriyordum. Ancak oğlum “Sizi kaydettirdim. Parasını da ödedim. Hacc’a gidiyorsunuz!” deyince mecbur kaldım.

Ama iyi oldu! Haccım zehir olsa da, Diyanet Hac Organizasyonu’nu A’dan Z’ye kadar tekrar öğrenme imkanı buldum. Şimdi hiçbir konuda tereddüt etmeden konuşur ve yazabilirim.

hac-bir-ibadet-mi-turistik-gezi-mi-650xkabe

KİTAPLARDA YAZILANLAR MI YALAN, YOKSA UYGULAMALAR MI?

Diyanet, haccı Ankara’da başka yazıyor, Mekke’de başka uyguluyor. Yani kitaplarda başka Mekke’de bambaşka… Kitaplarda yazılanlarla tatbike konulanlar arasında bağ kurmak imkansızın da imkansızı.

Diyanet Ansiklopedisi’nde, İlmihal Kitapları’nda ve hac ile ilgili kitaplarda anlatılanlardan hiçbiri uygulamada yok. Neden?

Bunda lakaytlık mı, suiistimal mi, yoksa düşmanlık mı var? Bunu tesbit edemem, ancak soruların tamamının cevap anahtarı Ankara’da, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndadır. Açıklama makamında olan da sizsiniz.

BU HAC MEVSİMİ’NDE AYNI OLAYLAR YAŞANACAK MI?

Bu açık mektubun konusu hac ibadetinin eksik ve yanlış yapılan bölümlerini izahtır. Diyanet İşleri Başkanlığı da bu ve bu gibi hata ve suiistimallere karşı tedbir almak zorundadır.

Eksiltme ve değiştirme yapılan bütün ibadetleri ve bütün yolsuzlukları biliyorum. Her vesileyle de anlatmaya çalışıyorum. Acizane size de anlatmaya çalıştım. Sizin bu konuların üzerinde duracağınızdan eminim. Kulağım Ankara’da olacak.

Yeni Diyanet İşleri Başkanı sayın Ali Erbaş olarak sizin bunlara seyirci kalacağınızı sanmıyorum. Lakin hac öncesi bu uzun mektubu yazmamın nedeni de hacı adaylarını ve kafile başkanlarını uyarmaktır.

Herkes görevini gereği gibi yapacak, ibadetleri yasaklayarak, ortadan kaldırarak, yok sayarak hareket edemeyecektir. Aksine asla izin verilemez.

Hac bir ibadettir. Turistik bir gezi değildir.

Sanırım neyi kastettiğimi bütün muhataplarımız da anlıyordurlar.

Allah Teâlâ mazlumların mükâfatını, zalimlerin de cezalarını verecektir!

Selam ve dua ile…

Muhammed Mücahid Okcu

 

Not: Bu mektup size her ne şekilde olursa olsun ulaştırılacaktır. Tedbir alınması, eksikliklerin giderilmesi ve hac sorumlularının başlarına buyruk hareketlerinin ortadan kaldırılması için size ulaşmak elzemdir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here